gidiyorum. son girimdir. hoşça kalın.

  • (0)
  • (0)
başlığı ekşiden arakladım. üzerine de içimde kabuğu kopan bazı yaralarım ve üzerine de konuşasım vardı yaptım bunu. pişman değilim.

leydi. iskoç çoban köpeği, koli cinsi muhteşem bir hayvandı. halk arasında bilinen ismiyle lassie cinsi köpek. 10 yaşımdaydım. o zamanlar ablamlarla yaşıyordum. ablam ilk çocuğuna hamileydi. evde fısır fısır, bebek doğunca köpeği vereceklerini konuşuyorlardı bana çaktırmadan annemle ablam. komşular falan gelince de bahsi açılıyordu fısır fısır. ben çıldırıyordum hüzünden. köpek yıllardır bizimleydi, bebekse yeni doğacaktı. bebeği vermeliydik köpek kalmalıydı mutlaka. bu hakikati büyükler neden anlamıyor diye gecelerce uyuyamadığım oluyordu.
sonra bebek doğdu. on yaşında çocuğun bile içine tarifsiz bir yeğen sevgisi doluyor ilk gördüğünde yeğenini. o güzelliği ilk gördüğümde sanırım büyük olmaya ilk adımımı atmıştım.

aradan 16 yıl kadar geçti. benim şımarık zengin yeğen annesine dünya kadar para verdirip golden cinsi bir köpek aldırmıştı. 1 hafta içinde köpeğe bakamayacaklarını anladılar. o zamanlar ben de haliyle ayrı bir eve çıkmıştım. dedim bana verin elime mi yapacak. yapıştı. ismini alf koydum. bir gün öğlene kadar yemek yemedi diye ölüyor sandım. taksiler bizi almadı, rahat 4 km falan veterinere kucağımda taşıdığımı biliyorum. dünyada tariflenmiş ve tariflenecek en güzel sevgi bağlarından biri gelişmişti alf'le aramızda. fakat işte hiç bir sevgi terk etmenin önüne bend değil. 4 sene sonra sonsuzluğa uyudu alf. onu çok özlüyorum.

o günden beri sokakta dayanışma içine girdiğim yüzlerce güzel hayvanın hala başını bu konuyla ağrıtırım. başlığı görünce sizi de bu zulme maruz bırakmaktan kendimi alamadım.

  • (0)
  • (0)
kesinlikle doğa üstü hiç bir durumla ilgisi olmayan durumdur. olay küçücük verileri iyi bir zekayla harmanlayıp resmin parçalarını birleştirmekte saklıdır.

  • (1)
  • (0)
özleyen

gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde,
sen nerdesin, ey sevgili, yaz günleri nerde!
dağlar ağarırken konuşurduk tepelerde,
sen nerde o fecrin ağaran dağları nerde!

akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi,
hulyâ gibi yalnız gezinenler köye indi,
ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi,
gönlümle, hayâlet gibi, ben kaldım o yerde.

yahya kemal beyatlı

  • (0)
  • (0)
taraflar için korkunç bir dönemin adıdır. yahut en azından bir taraf için. en az ilişkinin ilk günleri kadar korkunçtur. ilişkinin ilk günlerinde de dediğimi yanlış anlar mı? ilk günlerde elimi kolumu nereye koysam? kaç numaralı bakışımı atsam? ayy bu hareketi bana ne kadar itici geliyor yolun başında bıraksam mı? gibi durumlar gerer ha gerer insanı. tabii ayrılık zamanı geldiğinde bu günler bile gözünüze küçük cennet ışıkları gibi görünür.

yahya kemal çok güzel söyler, ''bir bitmeyecek şevk verirken beste, bir tel kopar ahenk ebediyyen kesilir''

şairin bahsettiği bu evrene geçiş yaptıysanız ilişkide cehennemin küçük bok gibi ateşleri kalbinizden akan benzini harlamaya başladı demektir. bilmezsiniz ki bunlar daha iyi günleriniz.
zaten bir süre sonrasının acıları tarifsizdir. şunun da farkında değilsinizdir ki hıyarın ve insanın nasıl yüzde doksanı sudan oluşuyorsa, o an çektiğiniz acının da yüzde doksanı korkudan oluşmaktadır. sosyolog ve psikolog dostlarımız varsa lütfen o evrede neden bu kadar çok korktuğumuz hususunda bizi aydınlatsınlar.

ayrılık acılarından şu halde baya uzağım. gerçi en son o güzel insanla muhteşem yıllarımızın geçtiği ankara'yı haberlerde görüp de günlerce yemeden içmeden kesileli 5-6 ay oluyor. acilde gözümü serumla açtığım günkü zavallılık hissiyatının hücrelerimdeki izi hala bir sızıdır.

bu acıyı bir zamanlar en dibinden doruğuna kadar yaşamış bir dostunuz olarak bir kaç tavsiyem var. yaşadığınız şehri terk etmeyin. ben yaptım çözüm değil. korkmayın diyemeyeceğim fakat bir şekilde korkularınızı yönetmeyi öğrenmeniz gerekiyor. acılı şarkılar dinlemeyin fazla. veya ara ara dinleyip göz yaşlarınızı boşaltın. göz yaşı tıbben en iyi antidepresanlardan biridir. çok zorda kalmadıkça doktara gitmeyin. torbacıdan beter oluyor ibneler o evrelerde. torbacılara da fazla gitmenizi önermem.
en önemlisi sıkıştığınız zavallılık hissinden çıkın. simyacıların kurşunu altına dönüştürme çabası gibi siz de acılarınızı güce dönüştürmeye bakın.

üzerine bir de bugüne kadar yapılmış en güzel ayrılık şarkılarından birini bırakayım beter olun. ara ara beter olunmakta fayda vardır bu süreçte. gözlerinizi tekrar hayata ve yeni bir insana açtığınız zaman bu acılar size tecrübe gıdaları olacak. ve eski hatalarınızdan uzak çok güzel bir yeni yaşam başlayacak.

sen soğuk kış güneşine bakarken
çöl ateşi yakacak beni
mesafelere dolanacak iklimler
ayrı ayrı yerlerde başka insanlar
başka nefesler

bir yaban gül dikeniyle kan oturdu ellerime
kötü şeyler olacakmış öyle bir his içimde
ellerinle saklama terkeden gözlerini
önce gözler bırakırmış sevgilinin ellerini

geldi geldi vakti geldi
geldi kondu dudağına
pek yakıştı hırçınlığına
bekletme beni söyle
ayrılık ne zaman

ölüm bile yıkamazdı böyle bildik sevgimizi
çöl kumundan bir kaleymiş dokununca yıkılıverdi
geldi geldi vakti geldi
geldi kondu dudağına
pek yakıştı hırçınlığına
bekletme beni söyle
ayrılık ne zaman

  • (0)
  • (0)