batıcılık

türk siyasi tarihinde belki de en çok konuşulmuş ve tartışılmış siyasetten öte kültürel akımdır. eski dünyada bir toplumun üstünlüğünü kabul etmek, o toplumun dininin de üstün olduğunu kabul etmek ile aynı anlamdaydı. dolayısıyla ortaçağda hristiyanlar islam rönesansından yararlanmayıp, kendi iç dinamiklerinden yeni bir medeniyet inşa ettiği gibi türkler de batılıların aydınlanmasından yararlanmamış, ancak yeni bir medeniyet de inşa edememiştir. tabii bu demek değildir ki türkler öykünülen, özümsenen bir medeniyet inşa edemeyecek. bu düşünceden ötürü gerek aydın, entelektüel osmanlı padişahları ve devlet adamları gerekse atatürk döneminde batıyı dayanak alarak yapılan tüm devrim, ıslahat yahut inkılaplar ‘’dinsiz’’ damgasıyla belgilenip, mühürlenmiştir. bu anlayıştan ötürü türk toplumu batının ileri geçtiği dönemlerde onların ileride olduğunu düşünememiş, kendilerinin geri kaldığını iddia etmiştir. geri kalınmasının nedenini de eski kural, kaide ve teamülleri bırakıp, yerine yenilerini benimsemiş olmaya bağlamışlardır. öyle ki devlet ıv. murad döneminde bile bu soruna karşı fatih kanunnamesi üzerinden öneriler sunup, atılımlar yapmaya çalışıyordu. osmanlının yıkılış döneminde ayyuka çıkan aydın batıcılığı ile geride kalmış toplumun batı karşıtlığı ‘’türkiye iki cami arasında kalmış beynamaz’’ yahut ‘’bir yüzü doğuya bir yüzü batıya dönük ancak iki tarafa da kürek çeken bir gemi’’ benzetmelerini doğurmuştur. ilk batıcılardan dini duyarlılığı olmayanlar halkı kendi saflarına çekmeyi gerekli görmemiştir. ancak gökalp gibi düşünürler halkın da bu düşüncelerle bezenmesi gerektiğini düşünürler. gökalp’a göre kültür ve medeniyet ayrı kavramlardır ve din kültürün içerisine girer. ancak gökalp başka bir yerde de medeniyetin içerisinde dini sayar. bunun nedeni büyük olasılıkla batının gelişmiş uygarlığını almak için halka bunun din ile ilgisinin olmadığını anlatmaktı. bir de öteden beri gelen ‘’uygarlıklarını alırsak biz de dinsizleşiriz’’ anlayışını kırmaya çalıştığını anlıyoruz. gökalp manevi kültürden ziyade maddi kültürün batından ithal edilmesi gerektiğini düşünüyordu. böylece manevi yaşantımız batıdan etkilenmeyecek ancak bilim ve teknikte onlarla karşılaşabilecek bir düzeye gelecektik.

erol güngör hoca bu konuda bir eleştiri sunar. maddi kültür alınmasının manevi kültüre etkisi üzerine. yani manevi kültüre etki etmeyecek hiçbir etkileşim söz konusu değildir. öyle ki türklerde tuvaletler evin dışında ve alaturkadır. bunun nedeni türklerin temizliğe verdiği değer ile ölçülür ve necasetin evin içerisinde olması türk kültürüne aykırıdır. batılı anlamda maddi sayılabilecek mimari bir üslup benimsendiği anda bu tümüyle ortadan kalkar yahut kırılır veyahut ikisi aynı anda yaşamaya devam eder. batı kültürünün bir uzantısı olarak icat edilmiş küvet de öyle. dolayısıyla batının yalnızca maddi kültürünü alacağız demek beyhude bir çaba oluşturur.

şimdi bir de bunun tam dışında bir örneğimiz var. bu örnek batıcılığı yalnız şeklen alınmasını arzular. yaptıkları her eylem düşünsel olarak tasarlanmış değil taklit yoluyla benimsenmiştir. onlar işin arkasını değil görünür boyutunu benimserler. örnekle zengin ve gelişmiş yörelerde kediler az ancak semiz, köpekler çok ama toktur, 18 yaşını geçtikten sonra ise bu yörelerdeki kadınlar arasında bakire bulmak imkansızdır. o zaman kedileri azaltmalı, her tarafa köpek salmalı her ikisini de sağlam bir şekilde beslemelidir. olayı salt özentilik ile benimsersek işte bu durumun benzeri olan eylem ve davranışları toplumun her katmanında görebiliriz. batılılar içki tüketiyorsa biz de tüketmeli, sevişiyorsa sokağın ortasında bile sevişerek onlar gibi olduğumuzu kanıtlamalıyız. işte bu zihniyet bizi en çok yaralayan ve toplumun batıya her zaman önyargı ile bakmasına neden olan zihniyettir. toplumun tabularını ateşli bir militan gibi mantıki koşulları bir kenara bırakarak savunanlar türk toplumunun bu halde olmasının da en büyük amili, etkeni, etmeni ve faktörüdür.
  • (1)
  • (0)

yorum yapmak için giriş yapmalısın
türk milletini islami değerlerden, hükümlerden, akaitlerden koparıp batının kaidelerini bir islam ümmeti üzerine uyarlama demektir. allah şahittir ki başaramayacaklar. garpta misal alınacak bir medeniyet varsa orası Endülüs'tür!
  • (0)
  • (1)

yorum yapmak için giriş yapmalısın
muasır devletler seviyesine ulaşma ideolojisidir.
  • (1)
  • (0)

yorum yapmak için giriş yapmalısın
toplumumuzun en büyük sorunu olan 'bokunu çıkarmadan' yapıldığı sürece muhafazakar milliyetçi kişiliğim için dahi sorun teşkil etmeyendir.

zira bir zamanlar dünya doğu'dan yönetiliyordu, şimdi ibre batıya döndü.
bilgi, teknoloji, bilim neredeyse biz orda olmalıyız.
özünü unutmayacaksın, yeniliği alıp kendini geliştireceksin.
  • (0)
  • (0)

yorum yapmak için giriş yapmalısın
  • (1)
  • (0)

yorum yapmak için giriş yapmalısın