maddi olarak müşkül durumda olduğu düşünülen kişilere yapılan maddi yardım. 

"sadaka vermekten alınan zevk; kibirli, küstah, ahlaksızca bir zevktir. zenginin zenginliğinden, gücünden, kendi önem ve değerini yoksulun önem ve değeriyle karşılaştırmasından aldığı zevktir. sadaka, vereni de alanı da soysuzlaştırır; üstelik hiçbir amaca da hizmet etmez, yalnızca yoksulluğu artırır." - fyodor dostoyevski.

  • (0)
  • (0)
sevdiği kızın mahallesinde, mahalleli gençlerden yediği dayağı dizelere aktaran, usta şair attila ilhan'ın muhteşem şiiri. bir erkek için gurur kırıcı olan bu durumu, usta kalemiyle aşk için çekilen acı tatlı bir cefaya çevirip yazıya dökmüştür.

beni bir kere dövdüler çok gözlüklüydüm
daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor
büyükdere’de dövdüler emirgan ve birileri
geceleyin dövdüler dişlerimi tükürdüm

emirgan’la aramız çok eskiden beri yok
niye ölmedim diye bana bozuluyor
ötekiler şurda burda azar azar gördüğüm
çakıdan bozma itler sustalı birileri
fakat çok fena dövdüler size ne söylüyorum
bir vakit omuzlarım tutmadı dişlerimi tükürdüm

boşyerlerime vurdular yumrukları duruyor
gecenin bir saatinde gizlice kustum
bir böcek yürüyordu boynumdan içeri
burnum mu kanıyordu ağlıyor muydum
büyükdere’de dövdüler emirgan ve birileri
ayıran eden çıkmadı susadım su veren yok
kavgalı olmasaydık belki seni düşünürdüm
çocuk sıcaklığına sığınıp uyumayı
omzum bir vakit tutmadı dişlemi tükürdüm

fakat çok fena dövdüler size ne söylüyorum
daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor
hiç kimse o halimde görsün istemiyordum
eczane aramak filan aklımdan geçmedi
sıcak bir şeyler içmek otelde motelde
kavgalı olmasaydık belki seni düşünürdüm
dağıtılmış suratımı avuçlarına saklamayı
ağlamayı düşünürdüm kim bilir belki de
bir vakit omzum tutmadı dişlerimi tükürdüm

beni bir kere dövdüler çok gözlüklüydüm
daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor
büyükdere’de dövdüler emirgan ve birileri
senin için dövdüler dişlerimi tükürdüm
.

  • (1)
  • (0)
şamanizmin, şifacılığın, ve eczacılığın başlangıç noktası.
Türk şamanizminde şamanlar (türklerde genelde "kam" olarak anılırlar) aynı zamanda otacı yani şifacıdırlar. Otacılar, doğayı iyi bilen, deneme yanılma yoluya ve sürekli nesilden nesile aktarılarak (bkz: el almak) gelen bir birikimle oluşmuş bitkisel şifa bilgisine sahip kişilerdir. Otacılık da işte bu birikimin sonucudur.

Şu bitkiyi ezip yaraya sürmek enfeksiyonu engeller, bu bitkinin çayını yapmak yatıştırıcı/ağrı kesici etkiye sahiptir, şu zehrin şifası şu daldır, bu hastalığın ilacı bu yapraktır; şunu ez, şununla karıştır, bunu yak dumanını solu, şunun çayını yap iç gibi farklı yöntemlerle pek çok şifa bulunmuş, zamane derdine bir raddeye kadar deva olmuştur. günümüzde yapılan birçok araştırma, otacıların kullandığı yöntemlerin pek çoğunun istenilen etkiye bir şekilde sebep olduğunu ortaya çıkarmıştır. ayrıca ortada şamanizm gibi bir inanç ve buna bağlı plasebo etkisi de göze alındığında, otacılar dönem insanı için etkisi büyük yöntemlere sahiplerdir.
günümüz eczacılığı ve tıbbı otacılara çok şey borçludur.

  • (0)
  • (0)
ilk entaride de belirtildiği gibi, varlıklarını ardıç kuşlarına borçludurlar.
her ağacın olduğu gibi ardıç ağaçlarının da tohumları vardır ama bu tohumlar yalnızca ardıç kuşlarının sindirim sisteminde açılır. ardıç kuşları bu tohumları yediklerinde tohumlar aktif hale gelir ve bu kuşların gübresiyle toprağa karışıp çimlenme fırsatı bulur. ardıç kuşları isimlerini can verdikleri bu ağaçlardan alırlar. doğanın birbirine göbekten bağlı nadir iki canlısı.

Ardıç ağaçlarının bu özelliği tarih boyunca onları ilginç, hatta kimi toplumlar için kutsal kılmıştır. Türk şamanizmde bu ağacın kutsal kabul edildiği, günümüzde alevi-bektaşi inancında da değer atfedildiği, önemsendiği bilinmektedir. Kimi zaman günümüzde de tıpkı şamanizmdeki gibi dallarına çaput bağlanan, dilek dilenen ardıç ağaçlarına rastlanır. Ayrıca ardıç dalları yakılarak tütsü yapılır ve dumanının şifalı olduğuna inanılır. Geçmişteki inançların ve deva arayışlarının (bkz: şamanizm) (bkz: otacılık) bir ağacı kutsal kılması ve bu kültürün bir şekilde kendini koruyarak günümüze kadar ulaşması, kültürüne ne kadar bağlı bir toplum olduğumuzun kanıtı niteliğindedir.

  • (0)
  • (0)
apple denince hemen akla gelen ısırılmış elma şeklindeki minimal logo, aslında pek çok logo gibi alelade tasarlanmış bir logo değildir. apple tarihine bir bakış atarsanız 1977'den beri rengi değişse de şeklini daima korumuştur çünkü o ısırılmış elma bilgisayar, yapay zeka ve matematik dünyası için büyük bir anlam ifade etmektedir.

ikinci dünya savaşı yıllarında ingiliz istihbaratında görev alan ve nazi almanyasının şifreli mesajlarını çözebilen elektromekanik bir çihaz tasarlayan "alan turing" bilgisayar teknolojisinin temellerini atan adam olmuştur. Aynı zamanda bu cihaz çok büyük avantajlar sağlamış, savaşın gidişatı değişmiş, tarihçilerin tahminine göre savaşı iki yıldan fazla kısaltarak 14 milyon insanın hayatını kurtarmıştır. 
siz, alan turing'i bir makinenin 'akıllı' sayılabilmesi için gereken standartları belirleyen "turing testi" ile de biliyor olabilirsiniz. bugün bu teste dayanan captcha adlı uygulamaya mutlaka denk gelmişsinizdir; hani şu 'lütfen robot olmadığınızı kanıtlayın' diyen uygulama...

ikinci dünya savaşından sonra eşcinsel olduğunu açıklayan alan turing, britanya hukuku gereğince 'ahlaksızlık' yasasından hüküm giyer. o günlerde ingiltere günümüzdeki gibi sağduyulu değildir. resmi kayıtlara göre 1885 ve 1967 yılları arasında 49.000 homoseksüel erkeğin bu nedenle mahkum edildiği bilinmektedir. turing'den uzun bir hapis cezası ile kimyasal hadım edilme arasında bir seçim yapması istenir. Turing hadım edilmeyi seçer. Kimyasal hadım sonrası ingiliz gizli servisi tarafından göz altına alınan turing'in eşcinselliği nedeniyle daha güvenilmez, şantaja daha açık olduğu düşünülür ve her hareketi izlenip rapor edilir. Vücudunda meydana gelen kimyasal değişimlere ve üzerinde oluşturulan bu psikolojik baskıya daha fazla dayanamayan alan turing, 42 yaşında siyanür enjekte ettiği bir elmayı ısırarak intihar eder.
İşte apple'ın bu logosu bilgisayar teknolojisinin babası "alan turing"e bir saygı duruşudur.
*

.

  • (1)
  • (0)