devlet hastanesi

kendisiyle dün tanıştım. tanışıklığımız şerefine size yaşadıklarımı anlatmaktan ve kendisinden soğutmaktan şeref duyarım.

her şey 3 gün önce başladı. saat 10'da yatmıştım. 14'de gelen bir telefonla ayağa dikildim. telefonda 87 yaşında ki dedemin ölmek üzere olduğu söylenmişti. bindim arabaya, gittim. içeri girdiğimde, herşey yolunda gözüküyordu. dedem bir nebze toparlanmıştı ama bu geçici bir durumdu. saat 18'de özel bir hastaneye götürdük. hastane özel olunca, muamele de özel oluyor. dedemi serumlarla ve vitamin takviyleriyle 6 saat içerisinde canlandırdılar ve eve gönderdiler. ama bir sorun vardı. dedemin bir böbreği bitmiş ve diğer %20 oranındaydı. %15 diyaliz demektir zaten. geceyi dedemi tuvalete götürmek ve su içirmek için uğraşmakla geçirdik. ikindi vaktine doğru iyice aklını kaybetmiş ve durumu ciddileşmişti. hemen tekrar özele gittik. özel hastane bize yatış için geceliğinin ekstralar hariç 900 tl olduğunu ve ne zaman düzeleceğini, daha doğrusu düzelebileceğine umut olmadığını söyledi. el mecbur, durduk yere 40 bin tl vermeyelim diye devlet hastanesine gittik. işte olay da burada başlıyor zaten. ben böyle hayati bir olayda ilk defa devlet hastanesine gittim ve sadece bir daha allah düşürmesin derim.

saat 19'da hastaneye girdik. çok yaşlı olmasından ve artık mecalinin kalmamış olmasından dolayı, onu tekerlekli sandalyeye oturttuk ve işlemleri biz yürütmeye başladık. ilk önce girişte doktor durumuna baktı, kendisine ve bize sorular sordu ve bizim özel hastanede bin tl'ye çıkarttığımız tahlilleri hiçe sayarak yeniden tahlil istedi. eyvallah deyip başladık koşuşturmaya. ilk önce kan verdik, bir saat sonra sonucu alabileceğimiz söylendi. iyi de bu adam yaşlı ve hasta. 2 gündür yemek yemiyor, yediği iki lokmayı kusuyor ve su içemiyor. biz bu adamı bir saat nasıl bekleteceğiz ? cevap yok. normal. bir saat dedemi teselli ettikten sonra sonuç çıktı. sonucu ve dedemi alıp, doktora gösterdik. doktor ultrasona yönlendirdi. orada yarım saat sıra bekledikten sonra ultrason işini de hallettik. şimdi dedi mr çekilmesi gerekiyor ama saat 00:30'da çekilecek. haydaa... saat 22:30 oldu ve bu adam nasıl dayanacak bu halde ? üşüyor adam, hastane kalabalık... en azından bir yerde yatırın. yine cevap yok. aldık sedyeyi, yatırttık dedemi. geldi angutun biri, bu sedyeye yatıramazsınız diyor. çok özür diliyorum, biz şiddet yanlısı insanlar değiliz fakat bu duruma tepkiniz tam olarak ne olurdu ? işte bizim de tepkimiz o oldu. bastı gitti kendisi. eve gidip yorgan ve yastık aldık. en azından biraz rahat edebilsin diye. şimdi siz buna acımasızlık diyebilirsiniz ama asıl acımasızlık, biz oradayken koluna bir cisim saplanan, acıdan basbas bağıran çocuğu, sedye de oraran oraya koşturup, yarım saat sonra müdahele ettikleri zaman, "bize yine merhamet gösteriyorlar canım aaa " diyorsunuz. öyle böyle, saati 00:30 ettik ve mr salonuna gittik. fakat öyle yoook, önce sıra alacaksın. aldık. bir saat de orada bekledikten sonra, sonunda mr çekildi ve mr sonucunu alıp, dahiliyeye indik. orada yarım saat doktorun görmesini bekledikten sonra, ciğer filmine gönderildik. ciğer filmi için 10 dakika bekledik ama,haklarını yemeyelim. tekrar dahiliyeye döndük. bağırsağında gaz varmış, gazı çıkarttırıp bir tane daha istediler. 20 dakika tuvalette uğraş, yine film, yine geri dönüş. saat oldu 3, hala bir müdahale yok. yarım saat sonra doktor görsün, duruma göre sizi dahiliye gözlem odasına alacak denildi. doktor bir saat sonra geldi ve dahiliye gözlem odasına gönderdi. serum, sonda ve vitamin takviyesi takıldı. 9 saatlik koşuşturmaca ve sonuç, bir böbreği bitmiş ve diğeri yüzde %20(!) siker misin, sabaha mı bırakırsın. hasta yatağının yanında oturacak bir tabure yok, sabaha kadar dönüşümlü bir şekilde başında dikil, sonda yakıyor diye ayağa kalkmaya çalışsın, zaten bünye yorgunluktan bitmiş, bir de dedemin aksilikleriyle uğraş, git hemşireye iki saat yalvar " şu adama sakinleştirici verin artık dayanamıyor, dayanamıyoruz" diye, sakinleştiriciyi taktıktan sonra, başında dikilmeye devam. sonra bir şekilde öğlen et. kan alınsın, sonuç : hasta eve gidebilir. adamın böbreği bitmiş, delirme noktasına gelmiş, sürekli yüksek tansiyon baş gösteriyor, yemek yiyemiyor, su içemiyor, tuvalete çıkamıyor ama durumu iyi. iyi ki ben doktor bunu söylemeden eve gitmiş ve uyumuşum. yoksa bugün, "sağlıkçı cinayeti, doktorlarımıza dokunmayın, hastane de maganda dehşeti" falan diye manşetlerde görüp, küfür ederdiniz bana. öyle ya, tek suçlu benim, sistem melek (!)


işin özü, ben ateistim ama deistler için söylüyorum, allah hiçbirinizi oraya düşürmesin. ne eksikliğini hissettirsin, ne de muhtaç etsin.
bir devlete ait olan ve devletten fon alan bir hastanedir. bazı ülkelerde, bu tür bir hastane, masraflarını devletin geri ödemesi kapsamına giren ücretsiz tıbbi bakımı sağlamaktadır.
bir de şey var oraya gittiğinizde kimsenin size değer vermediğini bir kez daha anlıyorsunuz. öyle bir umursamazlık var ki;( bazı hastaneler hariç diyeyim de kimse sövmesin şimdi)* kendi kendinize "ölsem kimsenin umurunda olmayacak lan"diyorsunuz. neyse işin özü allah kimseyi düşürmesin.
İletisim | Kullanım Şartları | Sözlük Kuralları | Sosyal Projeler | Facebook | Twitter | İnstagram
İletişim: info@narsozluk.org
Reklam: reklam@narsozluk.org