kedi sahibi olmak

zor ama eğlenceli bir şeydir. 1.2 yıl oldu eve alalı. yazın cam açamıyorum, sayesinde bebek pudrasının ne menem bir şey olduğunu öğrendim(!) sineklik taktırdığım zaman, sorunumuz çözülecek sanırım. bir anne, bir baba gibi oldum. kısırlaştırmak için eve veteriner geldiğinde, artık %20 erkek olacağını bilmek içimi acıtmıştı doğrusu. fakat kendisini evde dişi kedi olmadığına inandıramadığımızdan, her yere koku bırakıyor, sabahlara kadar bağırıyor ve 2 dakika yerinde durmadan, oradan oraya koşuyordu. fakat en büyük sorun evin 3. katında oturmamızdan dolayı, aşağı uçmasıydı. hayatta en komik ve en hüzünlü şeylerden biridir. aşağı inip, düşen kediyi kucağa alıp eve getirmek. acaba iç kanama var mı diye tereddüt edip, sabaha kadar başında beklemek. işte, kedi sahibinin bilmesi gereken en önemli şey ;düşmenin şiddetiyle dudağını patlatan ve korkudan, normal de iki eli kanda olsa gelip yiyeceği yaş mamaya avel avel bakan kedimizin asla akıllanmayacak olmasıdır.bunun dışındakiler sorun değil de, koku bırakması, harbi bir sorundu çünkü çıkmıyordu, gevurun dölü, nasıl bir kokusu varsa! veteriner bunu uyuşturmak için, iğneyi sapladığı zaman, kendimi sezar gibi hissetmiştim ve içimde delicesine veterinere kafa atma hissi uyanmıştı. fakat bana gerek kalmadan kedim, hayatında bir insan evladına tırnak çıkartmamış, o tatlı canlı, adetâ bir aslan gibi pençeyi vurup, topuklamıştı. içimin yağlarını erittiği için ayrıca teşekkürler. uyuşup gözleri açık bayıldığı zaman, içim çok kötü oldu. çünkü adetâ ölü gibiydi ve onu ölü görmek, hayatta isteyeceğim son şey. bu sebeple 10 dakika süren taş taş aldırma ameliyatını izleyememiş, gidip lichess'den satranç oynamıştım. kediler saklanmayı çok severler. benim kedim sağolsun, evin her yerinde, çatıda, sokaklar da, bahçede elimde fenerle aramama rağmen, 6 saat bulamadığım, telaştan çatlayacakken, ansızın aklıma gelen "ulan şu yan balkona bir bakayım belki oradadır" fikriyle bakmam ve kedimin oradan bana dönüp, umursamaz bir şekilde "miyav" demesi. evet sadece "miyav!" be ipne 6 saatin karşılığı "miyav" mı? fakat sadece bu değil. evine giren komşunun kedilerden nefret eden koca götlü, düşük çeneli bir karı olması ve saatlerce bıdı bıdı söylenip, adamı katil etme noktasına getirmesi falan. zordur yani,çekilecek çile değil. siz iyisi mi almayın, aldırtmayın. sahiplenin.
22 senedir yaptığım eylem. kedi iyidir. keşke kedi olsak.
mars adlı tonkinese cinsi yakışıklı bir beyefendi ile aylardır aynı evi paylaşıyorum. bazen evimin onun kendi alanı olduğuna inanmıyor değilim.

ilgi delisi ve hareketli olmasından dolayı kendisini sevdirmek için şekilden şekile girerken, ilgilenemediğim zamanlarda bana trip atarken bulabiliyorum. bazen benden daha iyi beslenmesine dahi değinmeyeceğim.

ilk başlarda heyecanla karşılarken evde bir canlı ile yaşamayı daha sonralarda gerçekten evlat besliyor gibi hissediliyor. anne babalar nasıl sakınır ya çocuğunun başına bir şey gelmesinden, aynı şeyler hissediyorsunuz. sahiplenilmiş olsun ya da olmasın eğer içinizde biraz şefkat barındırıyorsanız o bağ kuruluyor. rahatsız olduğunu bildiğinizde kalkıp sürekli kontrol etme dürtüsü, acaba ne yapsam düzelir düşüncesi peşinizi bırakmıyor. bunlar sorumluluk bilincini geliştiriyor aynı zamanda.

bazen canı sıkılıp deli dana gibi koşuyor, üzerime atlıyor, tırnaklarını geçiriyor fakat sabahları uyanınca sizi izleyen bir çift göz görmek fazlasıyla keyifli. bir işaretinizle yatağa gelmeyi bekleyecek kadar sevecen.

beyefendinin taliplerini bekliyoruz. şayet kendileri bir hanımefendinin peşinde koşamayacak kadar aklı havada.
İletisim | Kullanım Şartları | Sözlük Kuralları | Sosyal Projeler | Facebook | Twitter | İnstagram
İletişim: info@narsozluk.org
Reklam: reklam@narsozluk.org