sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

  • /
  • 12
bugün öğlen yemeği yediğim lokantada herkes türkiye -çekya milli maçını izliyordu. istediğiniz kadar linç edin ve hatta vatan haini ilan edin beni, ben milli maçlarda karşı takımı desteklerim hep. beni bu yüzden vatan haini ilan etmeniz umrumda bile değil zira ben linç perver güruh gibi gerçekliğime yabancı değilim. bu güdümün vatana bir ihanet olmadığının gayet farkındayım.

milli takım kazandığı zaman herkes gerçekliğine yabancılaşacaktı. hormonlu üniversitelerde okuyan yığınla genç aldıklarının evrensel bir eğitimle alakası olmadığını düşünmeyecekti bir süre. veya bitirdiği zaman asgari ücretle bile iş bulamayacağı gerçekliğini unutacaktı. asgari ücretle iş bile bulsa 12 saat çalışacağını ve yaşam diye bir şeyden habersiz 40 sene sonra öleceği fikriyatına yabancılaşacaktı.

lokanta sahibi o gün siftah etse de etmese de kazandığının veya kazanmadığının yarısını vergi olarak sömürüleceğine yabancılaşacaktı.

asgari ücret bile alamayan garson akşam evde anca yarı tok büyütebildiği çocuklarına yabancılaşacaktı.

bulaşıkçı teyze evde bir de hizmetçiliğinden ''orospuluğuna'' kadar yapıp kocasından yiyeceğe dayağın iğrençliğine yabancılaşacaktı.

milli gurur diye bir şey yoktur arkadaşlar. milli gurur maç arası reklamlarda dönen ve bizi suudi arabistan daki kanser sayısının 4 katı fazla kanser eden gıda reklamlarında pompalanan bir safsatadır.
hepiniz gibi mutsuzum. hepiniz mutsuzsunuz biliyorum, mutlu insanın ne işi var buralarda. umarım yanılıyorumdur ama mutsuzsunuz biliyorum. ben de çok mutsuzum. bunun sebeplerini sayfalarca anlatabilirim fakat gerek yok şimdilik. bol bol buralardayım zaten anlıyorsunuzdur ne kadar mutsuz olduğumu.

günlerdir yeni bir şiar edinmiştim. sadece mutlu salakların hakkı mı hareketli güzel şarkılar dinlemek diye. hatta umut dolu aşk şarkıları. hepsi o mutlu insanlara girsin. sözüm meclisten dışarı. gerçi bu meclisteyseniz siz de nah mutlusunuz ya.
hiç bir aşk acısından müzdarip değilim. aşk acısını bazen satır bazen kağıt yapıp kendimi doğradığım zamanlar geçti şükür.
bugün normal mutsuz insanlar gibi en aptal duygusal şarkıları cam kırığı ederek kesiyorum kendimi. ağlatıyor namusuzlar.

eminim hepimizin geçmişinde ankara oyun havaları gibi geçen günlerimiz oldu. artık yok o günlerimiz. sanırım intihar etmiyorsak bir kaç defa daha o ankara oyun havaları gibi günlerimiz olur munun aptalca umudundandır.
dünyanın en rahat,ipek gibi yumuşak pijamasini giyiyorum da, cebi yok. öyle bir his. dünyanın en güzel piyasasıymış ama kimse cep yapmamış. tanıdık, bildik bir sıcaklık hissediyorum içinde. ama ne zaman elimden bir şey götürsem cebime,boşluğa gidiyor. öyle bir his.
çağın anlamsızlığından kavruluyorum. çağın anlamsızlığının yanına kendi hiçliğim konulunca korkunçluk bir leviathan'a dönüşüyor içimde. kavrulma eylemselliğim hiç bir çağın kalitesizliğine benzemeyen bu zamanın yağıyla oluyor. her şey çok yabancı. iki yılı aşkındır oturduğum evden, çalıştığım iş yerine ve şehre kadar bu böyle. 2 kusur yıldır bombok bir reenkarnasyonun içinde hissediyorum kendimi.

bir hayatım vardı eskiden. güzel bir fanusum ve kendime ait bir momente zamanlarım. kendi insanlarım vardı çevremde. kendi şehrimdeydim. bildiğim ve sevdiğim bir işi yapıyordum. ahh şu aşk acısı denen anlam ve bazı zamanlarsa ise kocaman bir anlamsızlık. bazen hicret hali en sağlıklı insan halidir. isyan zaten en güzel insan halidir. hicret bir kaçış değil yeni yaşama sağlıklı bir başlangıcın miladıdır. ben de böyle bir fikriyatla terk eylemiştim her şeyi. ama işte hicret'in momentini çok iyi ayarlamak lazzımış. bunu yapmadığında kendini hicret diye kandırdığın kalitesiz bir reenkarnasyona dönüşüyor.
dün gece bir film seyrettim. inanılmaz güzel ve etkileyici bir filmdi ya da ben tam ihtiyacım olan bir zamanda seyrettim, bilmiyorum. bir el beni çok sıradan, çok tanıdık bir hayatın tam ortasına bırakmış gibi hissettim. sonra düşündüm aynı el beni kendi hikayemin ortasına bıraksa. yakından göremediklerimi görebilsem. gözü hep arkada kalan, hayatın akışına ayak uyduramayan, yaşadığı her gün özlemleri de büyüyen o kızın omzuna dokunabilsem pıtpıt. her şeyin en başındasın bazı şeylerin ortasındasın ama hiçbir şeyin sonunda değilsin desem. insan bazen kendi omzuna pıtpıt dokunmak isteyendir çocuklar.
yine çıktın karşıma lanet başlık bir süre önce şöyle bir entry girmiştim (ebkz:# 241465 ) hep sitemdi ama bu sefer biraz değiştirmek istiyorum sanırım artık mutluyum aşık oldunmu bilmiyorum ama çok değişik duygular yaşıyorum 1 aydır o kadarki sözlügü bile unutturdu bana bu duygular, sevgililik desen değil arkadaşlık desen hiç değil flörtde etmiyoruz biz ne yapıyoruz abi kıskanma desen var hergün sanki sabahdan akşama kadar mesajlaştığımız yetmiyormuş gibi birde saatlerce konuşuyoruz telefonda. telefonda en fazla konuşma süresi 10 dakikayı geçmeyen ben birisiyle saatlerce konuşuyor rekorlar üstüne rekorlar kırıyor, ve zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum sanki o kişiyle konuşurken zaman su gibi akıp geçiyor, aceba diyorum ben daha önce hiç aşıkmı olmadım yada öyle birşeyin varlığından halenmi bi haberim bilmiyorum. ama sanırım bildiğim tek birşey var onu kayıp etmek istemediğim, arkadaş olarak kalsak bile tamam derim 3 kişiye aşırı büyük sırrımı anlatmıştım ben bu kızı 2 haftadır tanırken 8 10 yıllık çoğu arkadaşımın bilmediği sırrımı anlattım. sevgili sözlük eğer ilerde bu hislerim karşılıksız biterse sanırım kırkayakda biter. sadece kırk ayağı kırılmaz direkt olarak kalbi ezilir. ve sen ilerde en kötü ihtimal ile arkadaş olsak bile bunu sana okutacağım. umarım o tarihe kadar sen beni, ben ise seni hiç üzmem. şimdilik güle güle, ve son olarak kırkayak uzun süre sonra mutlu.(bkz:bgv)
bugün içimden geçen bir çok şeyi yıllar evvelinden ümit yaşar oğuzcan özetlemiş;

nasıl aldandık bunca zamandır
nasıl inandık güzelliğine hayatın
bize ne doğan güneşten
büyüyen buğdaydan akan sudan bize ne
alabildiğine kederliyiz yorgunuz
bize dostlugu öğrettiniz
bize sevmesini öğrettiniz böyle delicesine
sevdikse günahlarımız tanrının boynuna
sevilmedikse insanlar utansın kederimizden
ne aradık ne bulduk dünyanızda söyleyin
bir sevgiyi bile çok gördünüz bize
öpüştük uykularımızda ayıpladınız
kara kara yengeçleri saldınız üstümüze
şimdi de bir yaşamaktır tutturmuşsunuz
rahat bırakın bizi
göğüyle deniziyle
taşıyla toprağıyla
o yoktan var ettiğiniz tanrısıyla
dünyanız sizin olsun.
büyük bir heyecanla söylüyorum ki çalışmak çok güzel arkadaşlar.
sadettin bey edasıyla: "çalışın arkadaşlar, çalışın çalışın."
  • /
  • 12
İletisim | Kullanım Şartları | Sözlük Kuralları | Sosyal Projeler | Facebook | Twitter | İnstagram
İletişim: info@narsozluk.org
Reklam: reklam@narsozluk.org